© 2026. Tüm hakları saklıdır.

Oksijen Gazetesi

  1. Anasayfa
  2. »
  3. Yaşam
  4. »
  5. İstifçilik bir hastalık mı? İstifçilik ve sosyal izolasyon arasındaki gizli bağlantı nedir?

İstifçilik bir hastalık mı? İstifçilik ve sosyal izolasyon arasındaki gizli bağlantı nedir?

Hakan Ali Günaydın Hakan Ali Günaydın - - 5 dk okuma süresi

İstifçilik bir hastalık mı sorusu, modern psikolojinin en çok tartıştığı konulardan biri haline gelirken, istifçilik ve sosyal izolasyon arasındaki gizli bağlantı bireylerin yaşam kalitesini nasıl derinden etkilediğini gözler önüne seriyor. Biriktirme dürtüsüyle gelişen bu durum, kişiyi dış dünyadan kopararak yalnızlığa iterken, altında yatan duygusal süreçlerin anlaşılması tedavi süreci için kritik bir rol oynuyor.

Kocaeli Sağlık ve Teknoloji Üniversitesi Sosyal ve Beşeri Bilimler Fakültesi Psikoloji Bölüm Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Ali Ruhan Çelik, son dönemde biriktiricilik ve istifçilik vakalarıyla daha sık karşılaştıklarını ifade etti. Davranışın başlangıçta “bir gün lazım olur” düşüncesiyle ortaya çıktığını ancak zamanla yaşam alanını ve sosyal ilişkileri etkileyebilecek boyuta ulaştığını söyledi.

 

PSİKOLOJİK ARKA PLAN VE DAVRANIŞIN KÖKENİ

Çelik: “Aslında bunu genel bunaltıların bir sonucu olarak değerlendirebiliriz. Amerikan Psikiyatri Derneği de bu durumu takıntılı zorlantılı davranışlar içerisinde değerlendiriyor, bunaltılı davranışlar içerisinde de ele alıyor. Bireyin dönem dönem yaşadığı problemlere göre biriktiricilik ve istifçilik meydana gelebiliyor. Bu dönemin özelliklerine baktığımızda biraz daha yalnızlaşmanın, travmaların ve kaygıların dışa vurumu gibi değerlendirebiliriz. Davranış temelde eşyaları biriktirme veya onlardan ayrılamama gibi görünse de, ilk bakışta bağ kurmayla ilişkili bir problem olarak tema verse de bunun arkasında yaşanılan mevcut bir olaydan sonra ya da bir travmadan sonra gerçekleşen süreçler de olabilir” dedi.

SOSYAL TEMAS AZALMASI ETKİLİ OLUYOR

İstifçiliğin son yıllarda artış göstermesinin nedenlerine değinen Çelik, sosyal ilişkilerdeki azalmaya dikkat çekti. İnsanlar arası iletişimin zayıflaması, değerler ve maneviyat alanındaki değişimlerin bu tabloyu etkilediğini ifade etti.

İlginizi Çekebilir;  Fito Krem Ne İşe Yarar? Etken Maddesi ve Kullanım Alanları

TAKINTI VE DEPRESİF TABLOYA KADAR UZANABİLİYOR

Çelik: “İnsan insana iletişimin azalması, değerlerin, ahlak ve maneviyatın zayıflaması, yalnızlaşmanın artması bu tablonun ortaya çıkmasında etkili. En hafif tabiriyle depresif bir tablo, en ağır tablosuyla ise sert bir takıntı-zorlantı (obsesyon) bozukluğudur. Birey eşyalarla kurduğu bağdan kopamıyor ve çoğu zaman yanlış olduğunu bilse de bu davranışından vazgeçemiyor” diye konuştu.

KİŞİ DAVRANIŞI YANLIŞ OLDUĞUNU BİLSE DE BIRAKAMIYOR

Dr. Öğr. Üyesi Ali Ruhan Çelik, istifçiliğin kişinin eşyalarla kurduğu bağdan kopamamasıyla ortaya çıktığını belirtti. Gerekli durumlarda kamu kurumlarının da sürece dahil olabildiğini söyledi.

Çelik: “Biriktiricilik ve istifçilik, kişinin eşyalarla kurduğu bağdan kopamaması, o eşyaları evinin dışına çıkaramaması ve bu çıkarmayla ilgili bir zorlantı yaşamasıyla karşımıza çıkıyor. Bildiğiniz gibi bazı durumlarda kamu kurumları da burada görev alıyor çünkü çevreye rahatsızlık veren bir durum ortaya çıkabiliyor. Şikayetler yaşansa bile birey zorla oradan çıkarılmadan, çoğu zaman yanlış olduğunu bilse de vazgeçemediği bir davranış olarak bu durum karşımıza çıkıyor” dedi.

ERKEN BELİRTİLER VE RİSK İŞARETLERİ

Çelik, bu durumun yalnızca belirli bir yaş ya da gruba özgü olmadığını, herkesin risk altında olabileceğini belirtti. Erken dönemde sosyal izolasyon, uyku düzeninde değişiklik ve suçluluk duygusu gibi belirtilerin görülebileceğini ifade etti.

Çelik: “Bu bunalımla ilgili bir problem olduğu için önce bunun davranışsal izlerini ve alarmlarını vermeye başlar. Birey sosyal izolasyon içerisine giriyorsa, duygularını paylaşmıyorsa, düşüncelerini paylaşmıyorsa, ilişkilerinde bozukluklar varsa, akademik işlevselliğinde veya diğer zihinsel işlevlerinde gerileme ve durgunluk varsa, hayattan keyif almıyorsa, eskiden yaptığı şeyleri artık yapmamaya başlıyorsa, uykuları azalıyorsa veya artıyorsa, suçluluk duyguları varsa, bağ kurmayla ilgili çevresiyle problemler varsa bu işaretlerle birlikte bu ihtimallerin arttığını söyleyebiliriz” diye konuştu.

İlginizi Çekebilir;  Şehit Ömer Yardım kimdir? Şehidimizin yaşı ve memleketi hakkında bilgiler

ERKEN MÜDAHALENİN ÖNEMİ

Çelik, bu tür problemlerin küçük belirtilerle başladığını ve zamanla büyüyebildiğini belirterek erken müdahalenin önemine dikkat çekti.

 

Kaynak: İHA

İlgili Yazılar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir