Haftada beş ya da daha fazla akşam yemeğini ailesiyle paylaşan gençlerin okulda daha yüksek notlar aldığı, Columbia Üniversitesi bünyesindeki Ulusal Bağımlılık ve Madde Kötüye Kullanımı Merkezi’nin (CASA) yıllar içinde yinelediği “The Importance of Family Dinners” raporlarında ortaya konmuş bir bulgu. CASA’nın raporuna göre haftada beş ila yedi aile yemeği yiyen gençlerin, üçten az aile yemeği yiyenlere kıyasla okulda çoğunlukla A ve B notu aldığını bildirme olasılığı iki kat daha yüksek.
Aynı raporlar, aile sofrasını yalnızca akademik bir mesele olarak ele almıyor. Düzenli aile yemeklerinin gençlerde sigara, alkol ve uyuşturucu kullanımı gibi riskli davranışlara yönelimi de azalttığı, CASA’nın uzun yıllar yürüttüğü anket çalışmalarının tutarlı bulgularından biri.
Tablonun diğer yüzü
Aile yemeklerinin etkisi, ilk bakışta göründüğü kadar tek yönlü değil. Columbia University School of Social Work’ten Jane Waldfogel ile Boston University’den Daniel P. Miller’ın 5–15 yaş arası 21.400 çocuğu kapsayan panel verisiyle yaptığı analizde, çocuğun ve ailenin değişmeyen özellikleri kontrol edildiğinde aile yemeği sıklığı ile akademik ya da davranışsal sonuçlar arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunamadı. Araştırmacılar bu sonucu, daha önceki çalışmalarda gözlemlenen ilişkinin büyük ölçüde aile yapısı, ebeveyn ilgisi ve sosyoekonomik koşullar gibi arka plan değişkenlerinden kaynaklanıyor olabileceği şeklinde yorumluyor. PubMed Central
Bu da aile sofrasının kendi başına bir “not yükseltici” olmaktan çok, çocuğun günlük yaşamındaki ebeveyn ilgisi ve istikrarlı rutinin görünür bir parçası olduğu yorumunu güçlendiriyor. Columbia Üniversitesi’nin bir başka çalışmasında gençlerin yüzde 71’i aile yemeklerinin en iyi yanı olarak ebeveynleriyle konuşmayı ve vakit geçirmeyi gösteriyor. Yani masadaki yemekten çok, masada kurulan iletişimin belirleyici olduğu söylenebilir. Goodnet
Ebeveynler için pratik çıkarım
Aile sofrasının çocuğun akademik başarısını doğrudan yükselttiğini söylemek için elde yeterince güçlü nedensel kanıt yok; ancak düzenli birlikte yemek yeme alışkanlığının iletişim, ebeveyn-çocuk bağı ve genel aile rutini açısından sağladığı katkı, alanyazında oldukça tutarlı biçimde bildiriliyor. Akşam yemeğini bir “performans aracı” olarak değil, ailenin günlük temas zamanı olarak ele almak, mevcut araştırma tablosuyla en uyumlu yaklaşım gibi görünüyor.

