Seul’ün tam ortasında, Han Nehri’nin üstünde yüzen küçük bir ada var. Şehir trafiğinin gürültüsüne, köprülerin altında saklı kalan bu ada; hem doğanın mucizevi direncinin hem de bir sinema şaheserinin simgesi haline geldi.
Bamseom (밤섬), adını Korece’de “kestane” anlamına gelen bam kelimesinden alır; çünkü ada, Mapo ilçesindeki Wausan tepesinden bakıldığında kestane şekline benzeyen bir görünüme sahiptir. Tarih boyunca bu adada yaklaşık 443 kişilik bir topluluk yaşamış, ancak 1968 yılında Yeouido geliştirme projesi kapsamında ada sakinleri zorla taşınmış ve ada dinamitle patlatılmıştır. Taşların, çakılların ve alüvyonların dengesizliğe karşı gösterdiği doğal dirençle ada, zamanla nehrin taşıdığı tortularla kendi kendine yeniden şekillenmiş ve bugün orijinal boyutunun yaklaşık altı katına ulaşmıştır.

1999 yılında Seul Büyükşehir Belediyesi tarafından Ekosistem Koruma Alanı ilan edilen Bamseom, 2012 yılında ise uluslararası öneme sahip Ramsar Sulak Alanı statüsü kazanmıştır. Bugün ada, şehrin göbeğinde bulunmasına karşın yüzlerce göçmen kuş türüne ve nadir bitki çeşitlerine ev sahipliği yapmaktadır. Adaya insan girişi kesinlikle yasaktır; ancak ziyaretçiler Bamseom Parkı’ndaki gözlem noktalarından ya da Seogang Köprüsü üzerinden adayı seyredebilir.
Bir Film, Bir Ada, Bir Erişte: “Castaway on the Moon”

2009 yılında gösterime giren “Castaway on the Moon” (Korece özgün adıyla Kimssi pyoryugi / 김씨 표류기), yönetmen ve senarist Lee Hae-jun imzasıyla hayat bulmuş bir Güney Kore romantik komedi-dramasıdır. Film, borçları yüzünden Han Nehri’ne atlayıp intihar etmeye çalışan Bay Kim Seong-geun’un (Jung Jae-young) köprünün tam altındaki Bamseom Adası’na sürüklenmesiyle başlar. Karakterin etrafı köprüler ve binalarla çevrili olmasına rağmen yüzme bilmemesi nedeniyle adadan kaçamaması, filmin en özgün çelişkilerinden birini oluşturur.
Filmde Bay Kim’in hayatta kalma çabası sırasında adada bulduğu bir hazır jajangmyeon (siyah fasulye soslu erişte) paketi, karakterin varoluşsal motivasyonuna dönüşür. Aylar süren bir emekle adada mısır yetiştirip o erişteyi pişirebilmek için uğraşan karakter, hem izleyicilerde derin bir empati hem de o yemeğe karşı inanılmaz bir iştah uyandırmıştır. Film izlendikten sonra Güney Kore genelinde jajangmyeon siparişlerinde gözle görülür bir artış yaşandığı, bu yemeğin “umut ve hayatta kalma” sembolüne dönüştüğü belirtilmektedir.

Filmde ikinci ana karakter Bayan Kim Jung-yeon (Jung Ryeo-won), dış dünyayla bağını tamamen koparmış bir hikikomori olarak yalnızca odasından ay fotoğrafları çekerken adadaki adamı keşfeder. İki yalnız ruh, kum üzerine yazılan mesajlar ve şişeye konulan notlarla alışılmadık bir iletişim kurar. Film, modern kentsel yalnızlığa en şiirsel yanıtlardan birini sunar.
Bamseom’da Tarihi Çekim: İzin Alan İlk Film Ekibi
“Castaway on the Moon”, Bamseom Adası’nda çekim yapan ilk ve tek film ekibi olma özelliğini taşımaktadır. Seul yönetimi tarafından özel olarak yetkilendirilen ekip, adanın koruma statüsü nedeniyle yalnızca sahil bölümlerinde çekim yapabilmiştir. Orman sahneleri ise Chungju ve Changwon’da çekilmek zorunda kalınmıştır. Başrol oyuncusu Jung Jae-young, adada mahsur kalmış bir insanın görünümünü yansıtmak için üç ay boyunca 7 kilo vermiş, tırnaklarını kesmemiş ve saçlarını uzatmıştır.
Finansal Tablo ve Kült Statüsü
Film, yapım bütçesinin altında kalan gişe rakamlarıyla vizyonda ticari anlamda beklenen başarıyı yakalayamamıştır. Ancak yıllar içinde dijital platformlar ve ağızdan ağıza yayılan övgülerle dünya genelinde kült film statüsü kazanmıştır. Bamseom’un Seogang Köprüsü altındaki sessiz silueti ve ada üzerindeki uçan kuşlar, filmin en ikonik görsellerinden biri haline gelmiştir.
Bamseom’u Nasıl Görebilirsiniz?
Adaya giriş yasak olsa da Bamseom’u uzaktan deneyimlemek mümkündür:
-
Bamseom Parkı gözlem noktaları (Mapo ilçesi)
-
Seogang Köprüsü üzerinden yürüyüş
-
Kış aylarında kuş gözlemi için özel teleskoplar
Bamseom; sadece bir ada değil, insanın doğayla, yalnızlıkla ve hayatta kalmayla imtihanının hem gerçek hem de sinemasal bir sahnesidir. “Castaway on the Moon”u izlemek isteyenler için filmin ana çekim mekanının hâlâ ayakta olduğunu ve köprünün tam altında, şehrin ortasında beklediğini hatırlatmakta fayda var.

