Karın içi kitleler hangi belirtilerle ortaya çıkar? sorusu, özellikle geçmeyen karın ağrısı, şişkinlik, ele gelen sertlik, iştahsızlık, kilo kaybı, kabızlık ya da bağırsak alışkanlıklarında değişiklik gibi şikâyetler yaşayan kişiler için önem kazanıyor. Uzmanlara göre uzun süren veya giderek şiddetlenen karın ağrısı, ateş, kusma, dışkıda kan, nefes darlığı ve ani karın şişliği gibi belirtiler varsa durum tehlikeli olabilir ve vakit kaybetmeden doktora başvurulmalıdır.
Karın içi kitleler hangi belirtilerle ortaya çıkar, geçmeyen karın ağrısı ne zaman tehlikeli olur? Medicana Sağlık Grubu Genel Cerrahi Bölümü’nden Prof. Dr. Koray Topgül, karın boşluğunda gelişen kitlelerin çoğu zaman uzun süre belirti vermeden büyüyebildiğini belirterek, özellikle geçmeyen karın ağrısı ve şişkinlik şikâyetlerinin dikkatle değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Topgül, basit bir ultrason incelemesiyle birçok durumun erken aşamada saptanabildiğini ifade etti.
Karın içi kitleler uzun süre sessiz kalabiliyor
Medicana International İzmir Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Koray Topgül, karın içindeki kitlelerin iyi huylu ya da kötü huylu olmasına bakılmaksızın, belirli bir boyuta ulaşana kadar genellikle belirti vermediğini aktardı. Karın boşluğunun geniş yapısı nedeniyle bu oluşumların uzun süre fark edilmeden gelişebildiğini belirten Topgül, kitlelerin çoğu zaman çevre dokulara baskı yapmaya başladığında şikâyet oluşturduğunu kaydetti.
Topgül’e göre bazı kitleler sessiz şekilde 10 santimetre ve üzeri boyutlara kadar büyüyebiliyor. Bağırsaklara baskı yapan ya da sinirlere temas ederek ağrı oluşturan kitlelerde ise semptomlar ortaya çıkıyor. Ancak bu belirtiler çoğu zaman şiddetli olmadığı için hastalar tarafından göz ardı edilebiliyor. Bu durum da tanının gecikmesine yol açabiliyor.
En sık görülen işaret ağrı ve şişkinlik
Karın içi kitlelerde en sık karşılaşılan belirtinin ağrı olduğunu belirten Topgül, geçmeyen ya da giderek artan şişkinlik, daha önce yaşanmayan tarzda karın ağrıları ve tekrarlayan rahatsızlık hissinin de önemli ipuçları arasında yer aldığını söyledi. Bu şikâyetlerin çoğu zaman çok şiddetli olmaması nedeniyle hafife alınabildiğini aktaran Topgül, yeni ortaya çıkan belirtilerin mutlaka değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.
Uzman isim, karın içi kitlelerin belirtilerinin her hastada aynı şekilde ortaya çıkmadığını, kitlenin karın içindeki yerleşim yerinin de önemli olduğunu ifade etti. Örneğin karaciğerin diyaframa yakın bölgelerinde yer alan bir kitlenin omuz ya da sağ üst karın bölgesinde ağrı hissi oluşturabileceğini belirtti.
Tesadüfen saptanan kitlelerin oranı dikkat çekiyor
Topgül, karın içi kitlelerin önemli bir bölümünün farklı nedenlerle yapılan tetkikler sırasında tesadüfen tespit edildiğini söyledi. Karın içi kitlelerin yaklaşık yüzde 20 ila 40’ının bu şekilde fark edildiğini aktaran Topgül, özellikle böbrek üstü bezlerine ait lezyonlarda bu oranın yüksek olduğunu dile getirdi.
Topgül ayrıca, tespit edilen kitlelerin yüzde 60 ila 80’inin iyi huylu olduğuna dikkat çekti. Kötü huylu olanların bile çoğu zaman henüz semptom oluşturacak boyuta ulaşmadığı için erken evrede yakalanabildiğini belirtti.
Tanıda görüntüleme yöntemleri öne çıkıyor
Karın içi kitlelerin değerlendirilmesinde radyolojik yöntemlerin kritik rol oynadığını ifade eden Topgül, fizik muayene ve hasta öyküsünün önemli olmakla birlikte, ultrason, bilgisayarlı tomografi ve manyetik rezonans gibi görüntüleme yöntemlerinin tanıda belirleyici olduğunu söyledi. Bu yöntemlerin kitlenin yapısı hakkında büyük oranda bilgi verdiğini aktaran Topgül, şüpheli durumlarda biyopsi alınarak patolojik inceleme yapılmasının kesin tanıyı sağladığını belirtti.
Cerrahi kararın her hastada farklı değerlendirildiğini kaydeden Topgül, acil bir durum yoksa ameliyat kararının görüntüleme bulguları ve varsa biyopsi sonuçlarına göre verildiğini ifade etti. Kanser şüphesi bulunan vakaların genellikle tümör konseylerinde ele alındığını söyleyen Topgül, bazı hastaların yalnızca düzenli görüntüleme ile takip edildiğini, kötü huylu olma ihtimali yüksek ya da semptomları artan durumlarda ise cerrahi tedavinin gündeme gelebildiğini aktardı.
Hangi durumda acil başvuru gerekiyor?
Karın içi kitlenin kanamaya yol açması, bağırsak tıkanıklığına neden olması ya da enfeksiyon gelişmesi halinde acil müdahale gerekebileceğini belirten Topgül, şiddetli ağrının da bu durumlara eşlik etmesi halinde zaman kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğini söyledi. Özellikle geçmeyen karın ağrısı, şişkinlik ve tekrarlayan rahatsızlık hissinin ertelenmemesi gerektiğini vurguladı.
Belirtileri ertelemek tanıyı geciktirebilir
Hastaların en sık yaptığı hatanın şikâyetleri ertelemek olduğunu belirten Topgül, birçok kişinin “bir şey çıkar” endişesiyle kontrolü geciktirdiğini ifade etti. Yeni başlayan karın ağrısı ya da şişkinlik gibi belirtilerin mutlaka değerlendirilmesi gerektiğini söyleyen Topgül, basit bir ultrason incelemesiyle birçok durumun erken aşamada tespit edilebildiğini aktardı. Bu nedenle karın içi kitle belirtilerinin dikkate alınması ve gecikmeden kontrol yaptırılması gerektiğini belirtti.

