Avrupa Birliği’nin Google, Meta ve TikTok hakkındaki soruşturması nedir sorusu, Dijital Hizmetler Yasası kapsamında teknoloji devlerinin içerik denetimi ve şeffaflık yükümlülüklerini yerine getirip getirmediğini belirlemeyi amaçlayan kapsamlı bir yasal denetim sürecini ifade etmektedir.
Avrupa Tüketici Birliği (BEUC), dijital platformların kullanıcıları finansal dolandırıcılığa karşı korumada yetersiz kaldığı gerekçesiyle Google, Meta ve TikTok hakkında resmi bir şikayet süreci başlattı. Avrupa Birliği’nin Dijital Hizmetler Yasası (DSA) kapsamında yürütülen bu girişim, teknoloji devlerinin sahte reklamlarla mücadele konusundaki yasal yükümlülüklerini yerine getirmediği iddiasına dayanıyor.
Dijital Hizmetler Yasası kapsamında neler yaşanıyor?
BEUC ve Avrupa genelindeki üye tüketici dernekleri, söz konusu şirketlerin DSA tarafından belirlenen güvenlik standartlarını karşılamadığını savunuyor. Yasa, dijital platformları tüketicilere yönelik riskleri minimize etmekle ve sahte içerikleri engellemekle sorumlu tutuyor. Şikayet dilekçesinde, Google, Meta ve TikTok’un bu sorumlulukları ihmal ederek finansal dolandırıcılık içeren reklamların platformlarında yayılmasına izin verdiği vurgulanıyor.
Sahte reklamların platformlardaki etkisi nedir?
BEUC’un 13 Avrupa ülkesinde gerçekleştirdiği saha araştırması, sorunun boyutlarını ortaya koyuyor. Aralık 2025 ile Mart 2026 dönemini kapsayan veriler, AB yasalarını ihlal ettiği şüphesiyle 900 civarında sahte ve riskli reklamın platformlara bildirildiğini gösteriyor. Ancak şirketlerin bu bildirimlere verdiği yanıtlar oldukça kısıtlı kaldı; platformlar, bildirilen dolandırıcılık içerikli reklamların yalnızca yüzde 27’sini yayından kaldırırken, geri kalan bildirimlerin yüzde 52’si ya reddedildi ya da yanıtsız bırakıldı.
Tüketiciler için mali risk devam ediyor mu?
Denetim süreçlerindeki bu zafiyet nedeniyle, yüzlerce finansal dolandırıcılık reklamı halen çevrim içi ortamda varlığını koruyor. BEUC yetkilileri, bu tehlikeli içeriklerin her ay 200 milyondan fazla Avrupalı kullanıcıya ulaştığını ve ciddi bir mali risk oluşturduğunu belirtiyor. Süreç şu an AB Komisyonu ve ilgili ülkelerin tüketiciyi koruma otoriteleri nezdinde resmi bir inceleme aşamasında bulunuyor.

