Küresel piyasalarda gözlemlenen sert hareketlilikle birlikte alüminyum fiyatları neden yükseldi sorusu gündemin merkezine yerleşirken, emtia piyasasında kaydedilen son 4 yılın zirvesi ne anlama geliyor sorusu da yatırımcılar ve sanayiciler tarafından yakından takip ediliyor.
Alüminyum piyasasında tarihi yükselişin nedenleri nelerdir?
Küresel emtia piyasaları, Orta Doğu’daki jeopolitik gerilimlerin enerji ve lojistik koridorlarında yarattığı baskı nedeniyle ciddi bir fiyat dalgalanması yaşıyor. Londra Metal Borsası’nda (LME) alüminyumun ton fiyatı 3 bin 734 dolar seviyesini görerek son 4 yılın zirvesine ulaştı. Hafifliği ve dayanıklılığı ile sanayide kritik bir konumda bulunan bu metal, askeri hareketliliğin başlamasından bu yana değerini yüzde 18’in üzerinde artırdı. Uzmanlar, özellikle Körfez ülkelerinden yapılan sevkiyatların Hürmüz Boğazı’ndaki güvenlik endişeleriyle aksamasının ve enerji maliyetlerindeki artışın bu yükselişi tetiklediğini belirtiyor.
Hürmüz Boğazı’ndaki kriz üretimi nasıl etkiledi?
Küresel enerji ve maden ticaretinin merkezinde yer alan Hürmüz Boğazı’ndaki lojistik tıkanıklık, piyasa dengelerini doğrudan sarsmış durumda. Katar, Bahreyn ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin yıllık toplam 6,2 milyon tonluk alüminyum ihracatının büyük bir kısmı bu deniz rotası üzerinden gerçekleştiriliyor. Vadeli işlem uzmanı Zafer Ergezen’in analizlerine göre, Emirates Global Aluminium tesislerine yönelik gerçekleştirilen saldırılar, bölgedeki risk algısını somut bir tedarik krizine dönüştürdü. Körfez bölgesi, dünya genelindeki toplam alüminyum arzının yaklaşık yüzde 8 ila 9’unu karşıladığı için, lojistik kanallardaki bu kesintiler küresel sanayi üretimini doğrudan etkiliyor.
Sanayi üretiminde alüminyum talebi neden artıyor?
Alüminyum, modern sanayinin yeşil dönüşüm hedefleri doğrultusunda stratejik bir ham madde haline gelmiş durumda. Elektrikli araçların batarya muhafazaları, havacılık sektörü ve yenilenebilir enerji altyapılarındaki yoğun kullanımı, metale olan talebi yapısal olarak yukarı taşıyor. Öte yandan, dünyanın en büyük üreticisi konumundaki Çin’in karbon emisyonlarını düşürmek amacıyla ergitme kapasitesine getirdiği yıllık 45 milyon tonluk üretim kotası, arzın kısa vadede esnetilmesini zorlaştırıyor. Rafinaj süreçlerinde enerji maliyetlerinin toplam işletme giderlerinin yüzde 30 ile yüzde 40’ını oluşturması, enerji fiyatlarındaki artışın metal fiyatlarına doğrudan yansımasına neden oluyor.

